Bayram günü Kazancı Yokuşu’ndan aşağı inerken çektiğim fotoğraflar.
Biraz da orta format köşesi.

Şaka şaka. Sağdan Emrah’ın kolu çıktığı için kestim.
Aşağıdaki tuhaf pencere önünü çekerken ev sahibi kıllanmasın diye türlü filmler çevirdik.

Bunlardan biri pencereyi gördükten sonra tekrar biraz yokuş yukarı çıkıp, makineyi geride bir yerde ayarladıktan sonra aşağı inerken yürümeyi hiç durdurmadan pencereyi çekmeye çalışmaktı. Bu maymunluk tutmayınca ev sahibinin içeri gitmesinden de yararlanarak pencere önünde 15 dakika açı ayarlamaya çalıştım. Rezillikler. Ama aşağıdaki ekip gerçekten bir acayip.

Fotoğrafçı vitrini.

Cam anahtarlığa hapsolmuş kızın çılgın yüz ifadesi.

Kore’de savaşmış olduğunu duvardaki ilginç ve kötü şiirden öğrendiğimiz Sofu Baba’nın türbe gibi bir şeyi. Yeşil fayanslar, 50′lerde kavuk olmak, gül suyu kokusu. Kilitli olduğu için giremedik. Yansımalar o yüzden.

Çoğu yerin kapalı olması bize birkaç fotoğraf fırsatı verdi. Aşağıdaki berber dükkanında mesela. (Emlakçı da olabilir, hatırlayamadım.)

Yukarıdaki fotoğrafın perde arkası.

Bu arada negatiflerimi tarayan, kim olduğunu bilmediğim süper kişi renk ayarlama işinde o kadar iyi ki renklere uzun zamandır “Şöyle yapsam nasıl olur bakayım” diye dahi dokunmuyorum. Ona buradan teşekkür ederim. Nazar değmesin.
