Archive for March, 2009

Ekim Kasım Aralık Ha Ha Ha

March 26, 2009

Ablamın rahatını bozmayı pek severim…

ekim-uyku

Ablam da okumayı ve okurken uykuya dalmayı.

ekim-uyku2

Sonra ben gelirim, “KALK! FOTOĞRAF ÇEKİNCEZ” derim vicdansızca. İşte ben buyum abla. Ablaa, ablaaa. Ab kısa, vurgu laa’da, ton mızmız, “ömrünü tüketmeye geldim” havası.

Ve inanmayacaksınız ama ablam kalkar. Ya fotoğrafını çekmek için bir insanı uyandırmak çok büyük bir canavarlık. Filmi banyo ettirip ablamın mahmur mahmur pozlarını görünce biraz utandım… biraz da kıkır kıkır güldüm.

ea1

Ablamın adı ablam değil tabii. Bana zorla öğrettiler abla demeyi, şimdi Ekim diyemiyorum.

Bu arada annemle aramın biraz açık olduğu bir sırada, rüyamda annemin bana “Sen aslında evlatlıksın, öz kızımız değilsin” diye bir konuşma yaptığını gördüm. Rüyada anneme “O  zaman ablama neden o kadar benziyorum” diye soruyorum böyle panik halinde, yalanını çıkarmak için. Annem “Tesadüf oldu” diyor.

ea2

Şimdi komik ama rüyanın gerisi de çok fena. Ben gerçek annemle buluşuyorum. Böyle anlaşılmaz, gizemli, güvenilmez bir kadın. Nasıl sinir oluyorum, nasıl sinir oluyorum. Sonra rüyayı anneme anlattım, çok güldü. “Biz seni Mersin çingenelerinden aldık” şakasını yüz milyonuncu kez yaptı. Ben hiç gülmedim. Bu saçmasapan rüyadan vardığımız sonuç elbette evlatlık ya da çingene olmanın kötü bir şey olduğu değil, bazı çocukların ne kadar sevgiyle büyüseler de hep daha fazla sevgiye, ilgiye olan açgözlülükleri ve güvensizlikleri.  Bu zavallı duruma bir örnek de  ablamın ilkokul mezuniyetinde 4 yaşındaki benim bütün fotoğraflara sağdan soldan aşağıdan kafamı sokma çabalarımın belgelerle sabit olması. Ablamın ise benim hatırladığım, bildiğim kadarıyla hiç böyle endişeleri olmadı.

ea3

Bu arada kendisi pek zeki olduğu için portre çekmenin salaklıklarını hemen idrak etti. “Niye öyle durayım, niye oraya bakayım, oradan araba geçiyor, çok saçma…”, vb.

Neyse önüne zeytin koyduk da, sustu.

ea4

ea51

: )))) Lavyaaaa

Hoşgeldin 2009! (Tutamıyorum zamanı, !ping)

March 19, 2009

2009′un ilk fotoları

ilk-polaroid1

1 Ocak 2009 tarihinde ilk kez bir palaroyd fotoğraf çektim. Polarayd zevkli bir şey… ama çok da değil. Belki de ilk çektiğim poloroyt ultrason berraklığında çıktığı için böyle hissettim. Sakallarından seçebildiğim kadarıyla nurtopu gibi bir havyer bardemimiz olacak GİBİ GİBİ. Javier Bardem demişken… kendisini en güzel şekilde ağırlayacağımı düşünüyorum. Eheh, mrb.

ilk-polaroid2

Scanner’ımın bozukluğu beni böyle artistliklere sevkediyor.

2009′a yine vapur fotoğrafları damgasını vuracak gibi…… HAHAHAHAHAHA

vapur-bessa

vapur-bessa3

In February, Charlotte came to Istanbul.

charlotte-firin

In March, spring came to Istanbul.

cicekli-agac

“If your pictures aren’t good enough, you… may need to leave the apartment first” is what Robert Capa would have to say about this pathetic taking-photos-from-the-apartment-window genre, which I’d humbly like to think that I invented. (Yes, by all means please post a zillion better and older and famous photos taken from apartment windows in reply, just to remind me once again that I invented nothing. But know this, you’re mean.)

Apologies to photography, already the laziest art. I should have tried harder.

The following photo could provide some motivation:

1939

My maternal grandfather’s family (and mine of course) in 1939. Kudos to the photographer for getting only half of my great-uncle in the frame. My mother’s father on the right, clinging to my great-grandfather. I have  so much to say but I’m scared of sounding like I take credit of their story. Maybe if I title it  “Turkish peasants circa 1939″, I’ll neutralize it for you (and myself) slightly.

Shake. That. Thing. Miss. Susan Sontag.

March 10, 2009

Susan Sontag says, “All photographs are interesting as well as touching if they are old enough”.

I want to believe that the same applies to pop songs. Get Busy will become… the new Electric Avenue, and we’ll finally be able to unironically dance to Sean Paul.

That is of course if you can dance dancehall.

Which, objectively speaking, I can’t.

But you know how relative these things are…

Yine Çok Önemli Konular Var Gündemimizde

March 8, 2009

Bir David Bowie filmi çekilecekse Bovi’yi Michael Vartan oynayabilir diye düşünüyorum. (Bauwi  değil, n’olursunuz. Gerçi Bovi de biraz Jon Bon Bovi gibi oldu)

Michael Vartan’ın da adını yeni öğrendim. Kendisini daha önce Luke Perry’nin sarışını olarak çağırıyordum. Ya aslında tüm bunların sorumlusu birkaç gün önce Never Been Kissed’i veren televizyon kanalı. Sonra ben Çağla’nın tumblr’ında David Bowie’nin eski bir fotoğrafını gördüm. Aaa Luke Perry’nin sarışınına benziyor (ama ilginç bir şekilde Luke Perry’ye benzemiyor) dedim.  Sonra “efendime söyliyim”, imdb’ye bakıverdim. Michael Vartan’ın film kariyeri tahmin edeceğiniz üzere biraz acıklı; yani David Bowie’yi oynatmaları, aaam nası derler, maverikçe olur. (Öyle mu olur Duygu? “Maverikçe” mi olur? Tüüüüh senin kalıbına) Neyse ya ortada öyle bir film de yok zaten. Ya da vardı dimi, orada da Jonathan Rhys-Meyers oynadıydı.

Bu arada Hürriyet’te Jonathan Rhys Meyers röportajı vardı. Neden şişko Henri’yi senin gibi bir filinta oynuyor diye soruyorlar. O da “Bilmiyorum. Yönetmene sormak lazım” diyor. Gerçi Hürriyet’in tercümesine nasıl güvenilir bilmiyorum. Adam o noktada “I would like a sandwich” demiş de olabilir. Herneyse, benim bu soruya iyimser cevabım ise şöyle. Çünkü şişko pezevenk Henri  aynaya baktığında muhtemelen Jonathan Rhys Meyers gibi birini görüyordu da ondan. Kötümser cevabım ise tabiiki bunun da dizinin aptallıklarından, “gençleri hedefliyoruz” mallıklarından bir tanesi olması. Neyse zaten dizinin bir-iki bölümünü izledim, onda da “Henri” kankasıyla tenis oynuyor ve puan kazanınca da stilize Fred Perry hareketleri yapıyordu. Anne Boleyn de böyle tek kaşını kaldırarak seksilikler peşindeydi falan. Rezillllllllll. Kırincccccc. Gerçekten bir an için Mulan hakkında suç duyurusunda bulunan milliyetçileri hissettim ta derinlerde. Çarpıtma var!

Bu arada geçenlerde Elif Şafak’ın CİNLERİNE küfrettiğim için tüm işlerimin bozulduğunu, grip olduğumu, alnımda sivilce çıktığını BİLİYOR MUYDUNUZ? İşte yaradanın varlığına en güzel kanıt…

Ayrıca fotoğraf makinelerinin içindeki filmleri üç aydır bitirmediğim ve banyoya götürmediğim gerçeği beni çok sıkıyor. Halledeceğim en kısa sürede. Görüşürüz.